gezi yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2012 Çarşamba

TEK BAŞINA SEYAHAT

Bugün sizlerle maziden birkaç görsel paylaşmak istiyorum. Görseller mazi olduğu için efektleri de ona uygun :)

Yalnız seyahat etmek kimileri için sıkıcı, kimileri için eğlenceli; kimileri için korkutucu, kimileri içinse keşfedicidir. Ben Amerika seyahatimde Boston'u yalnız gezmek durumunda kalmıştım. Önce Boston'a doğru içim buruk, hafif de ürkek yol alsam da şehri adımlamaya başladığımda yalnız seyahatin kimi zaman çok keyifli olabileceğini anladım. Yalnız seyahat etmenin tek kötü yanı ise çektiğiniz fotoğraflarda kendinizin yer alamayışı ;))

Bu kısa hikayeden sonra bana göre seyahat bazen;

Şehrin en yüksek binasına çıkıp seyre dalmak, şehrin düzenine hayran kalmak,


Bir köşede seni bekleyen minik çiçeklerle selamlaşmak,


İtfaiye binasına hayran kalmak,


Bir trene atlayıp hayaletlerin dünyasına dalmak,


İçindeki melek ve şeytanı uyandırmak,


Kapalı kapılar-pencereler arkasında neler olduğunu merak etmektir...


Peki sizin için tek başına seyahat etmek ne demektir, nasıl bir duygudur?

7 Eylül 2011 Çarşamba

BÜYÜKADA, BİN BİR KEYİF

Büyükada İstanbul'un nadide değerlerinden. Vapur yolculuğuyla, otomobilsiz sokaklarıyla,
eski konaklarıyla, rengarenk bahçeleriyle, bisikletli tonton yaşlılarıyla ve en önemlisi tarihi dokusuyla beni her gittiğimde kendine hayran bırakan bir yer.

Bayram tatilinde kendimizi bir deniz kıyısına atmamız gerekiyordu. Oylama yapıldı ve Büyükada'da karar kılındı. Sabah sabah yollara düşüldü ve uzun bir vapur yolculuğu sonrası adaya varıldı.

Araya bir ne giydim sıkıştıralım mı?
Jean.....................Mango
Gömlek, kemer, kolye..........Koton
Ayakkabılar..........Nike (Finlandiya'dan)
Çanta....................Annemin
Gözlük........Rayban


Adanın misss (!) kokulu faytonları. ;)) Tamam turistik açıdan değerli olabilirler ama bence gereksizler. Çünkü hem o hayvanlara yazık(ki turistlere şov yapmak için resmen yarıştırılıyorlar), hem de gerçekten tüm adayı çok kötü kokutuyorlar :S

Kocacıkla verdiğimiz foto savaşlarından bir kuple. Ben bir blogger olarak bol bol foto çekmek ve çekinmek istiyorum. Kendisiyse benim bu hallerimden fena halde sıkılmakta ;))

Dondurmacının zoruyla aldığımız dondurmalarımız. Sakın sokağın başındaki o Edo Dondurma'ya gitmeyin. Resmen külahları bayattı ve dondurması da pek hoş değildi. Oysaki biz ne güzel tarihi Prinkipo'ya gidecektik :((

Bunlar da adanın her yerinde, her yaştan bayanın saçlarında görülen çiçekli taçları satan tezgahlar. Sanırım adada gelenek haline gelmiş :) E tabii ben eksik kalır mıyım? o_O

Bir dahaki sefere artık adaya daha bol güneşli bir günde ve daha uzun soluklu gidip, o tarihi konaklardan birinde kalmak ve plajlarını da deneyimlemek istiyorum.
Adada denize girenleriniz varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Öpüyorum, en büyüğünden ;))